Tırtıldan Kelebeğe: Bir Psikolojik Dönüşüm Hikayesi
- Melisa Sağbaş

- 4 Nis
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 5 Nis

Eskiden dile gelse inanılmayacak, hayal dahi edilemeyecek imkanları, biz bugün her şeyin baş döndürücü süratle ilerlediği bir dönemde yaşıyoruz. Acıktığımızda yemeğe, merak ettiğimizde bilgiye, istediğimizde yeni bir kıyafete tek bir tıkla saniyeler içerisinde zahmetsizce ulaşıyoruz. Günlük hayatımızda talep ettiğimiz birçok somut çıktıya veya anlık doyuma bir an evvel ulaşmaya çalışıp da başarılı olduğumuzu görünce aynı hızın ruhsal dünyamızda da geçerli olduğunu sanıyoruz. Kaçırdığımız nokta şu ki; bir yemeğin hazırlanıp kapımıza gelme süresiyle bir ruhun olgunlaşma süresi aynı hızda ilerlemiyor.
Bir meyvenin vaktinden önce tatlanmaması gibi psikolojik sağlığımızı iyileştirmek için de acele etmeden hatırı sayılır bir süre iyileşme süreci için emek ve çaba harcamamız son derece elzem.Tıpkı Only Yesterday (Dün Gibi) filminin son sahnesindeki o anlamlı replikte dendiği gibi: ‘Bir kelebek, istese de istemese de uçmaya başlamadan önce tırtıl olarak yaşamak zorundadır.’ Biz de ruhsal iyileşme yolculuğumuzda, kelebek olma hedefimizin doğası gereği bir süre 'tırtıl kalmayı' gerektirdiğini kabul ederek yola devam edebilmeliyiz. Bu kaide sadece doğada da kendini göstermez; yeni başladığımız bir hobinin o sakar çıraklık döneminde, bir ayrılığın ardından gelen o ağır yas sürecinde, hatta bir bebeğin ilk adımlarını atmadan önceki o bitmek bilmeyen emekleme çabasında da kendini gösterir. Hayat, yeni bir yola adım attığımız her basamakta bize o yolda olgunlaşmanın bedelinin adım adım ilerlemek olduğunu, her adımda öğrendiklerimizle bir sonraki öğrenme sürecine atılan adımlarla sürecin bir parçası olduğumuzu hatırlatıyor.
Kelebek olmaya doğru giden yolda tırtıl olarak var olmak kaçınılmaz ise tırtıl olmanın keyfini çıkarmak, tırtıl olmanın hakkını vermek ve sadece olduğumuz gibi yani tırtıl olarak var olabilmek sürecin bir parçası olmamıza yardımcı olur. Öte yandan, biz kelebek olmaya odaklandıkça kelebek olacağımız günleri düşünüp durdukça tırtıl olmaktan şikayet ettikçe ve kelebek olmak için acele ettikçe aslında kelebek olma yolunda karşımıza çıkan güzellikleri de zorlukları da pek görmeden fark etmeden ve onlardan keyif almadan ders çıkarmadan geçip gidiyor olacağız. Konuya başka bir pencereden bakacak olursak; bu uzun ve meşakkatli yolda yürürken durup etrafa dikkat kesilerek gözlemleyen ve tüm bunları fark eden tarafımız bize; yoldaki mis kokulu çiçeklerin, ayağımıza takılan çakıl taşlarının, güneşin sıcaklığının, gökyüzünün masmaviliğinin, kar tanelerinin kendine has tasarımının, yağmurlu ve çamurlu havanın bizi zorlayışının aslında içimizde sessizce büyüyen o kelebeğin ilk kanat çırpışlarına hazırlık olduğunu fısıldar.
Şimdi burada sen de biraz dur, soluklan ve kendine sor;
Sen şu an hangi evredesin?
Belki henüz kanatların yok, belki hala toprakta yavaşça ilerliyorsun, belki neden hala tırtıl olduğunu sorguluyorsun ve kendine kızıyorsun. Burada hatırlaman gereken değerli bir detay var; tırtıl olmak, kelebek olmanın eksik hali değil, tırtıl olmak kelebek olmaya giden yoldaki önemli bir hazırlık evresidir. Kendine, kendi ritmine ve yolun sana özel oluşturduğu o takvime güven. Yolun da senin gibi kendine has bir zamanı var, bırak demlensin. Telaşa gerek yok çünkü bazen sadece var olmak, en büyük kanat çırpışıdır.
Bu yolculukta yalnız hissettiğinde destek almak istersen, birlikte adım adım ilerleyebiliriz.

Yorumlar