top of page

Yazsam mı, Vazgeçsem mi? Terapiye Başlamadan Önce Yaşanan O Karışık Duygular

Yazarın fotoğrafı: Melisa Sağbaş
Melisa Sağbaş
24 Tem
3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 28 Tem

Yanında kahve bardağı olan bir kızın terapiye başlayıp başlamama düşünceleri


Terapiye başlamaya karar vermek bazen düşündüğümüz kadar kolay olmayabiliyor.

Geçenlerde şunu fark ettim. Bana ilk kez mesaj atan birçok kişinin aslında bana yazmadan önce uzun bir yolculuğu oluyor. Belki günlerce psikolog profillerine bakıyor, yorumları inceliyor, kendine uygun terapisti bulmaya çalışıyor. Birkaç kez mesaj yazıp siliyor ya da "Yarın yazarım." deyip terapiye başlamayı erteliyor.


Çoğu zaman bunun nedeni terapiye başlamak istememeleri değil daha çok, o ilk adımın beraberinde getirdiği belirsizlik, kaygı ve karışık duygular oluyor. Çünkü terapiye başlamak; yalnızca takvimden bir gün seçmek ya da bir randevu oluşturmak değildir. Bazen işlerin uzun zamandır istediğiniz gibi gitmediğini fark etmektir. Bazen aynı döngülerin içinde sıkışıp kaldığınızı kabul etmektir. Bazen zihninizdeki düşüncelerle ya da zorlayıcı duygularla tek başınıza baş etmekte zorlandığınızı kendinize itiraf etmek ve dönüp kendinize sessizce "Sanırım artık yardım almaya hazırım." diyebilmektir. İşte bu yüzden terapiye başlamak bazen yalnızca bir randevu almaktan çok daha fazlasıdır.


İlk terapi seansından önce zihnimizden neler geçer?


Hepimiz insanız. Zihnimiz gün içinde durmadan konuştuğu gibi, terapiye başlamaya karar verdiğimizde de bizimle konuşmaya devam eder. İlk görüşmeden önce de insanların zihninden neler geçtiğini az çok tahmin edebiliyorum.


"Acaba anlatabilecek miyim?"

"Ya beni anlamazsa?"

"Gerçekten ihtiyacım var mı, yoksa abartıyor muyum?"

"Ya hiçbir şey değişmezse?"


Bu düşüncelerin hiçbiri bana yabancı gelmiyor. Çünkü ben de hayatımın farklı dönemlerinde, hatta kendi terapi sürecime başlarken benzer belirsizlikleri yaşadım. Terapi sürecine başlarken yaşanması çok olağan durumları bazen kendimize has sanabiliyoruz fakat çoğu zaman insani olarak benzer durumlarda benzer hisler yaşayabiliyoruz . Gözlemler ve değerlendirmeler sonucu seçtiğimiz terapistimizle ilk defa seansta karşılaşıyor ve tanışıyoruz. Hal böyle olunca hiç tanımadığımız ve ilk defa gördüğümüz bir insana kendimizi açmak kolay olmayabiliyor. Nasıl karşılanacağımızı, anlaşışıp anlaşılmayacağımızı, yargılanıp yargılanmayacağımızı merak etmemiz ve bu konuda endişeleniyor olmak çok normal ve insani. Üstelik bazen terapiye spesifik bir sorunla geliyor olsak bile nereden başlayacağımızı bilemeyebiliriz. "Anlatabilecek miyim?", "Doğru yerden mi başlıyorum?", "Anlatmanın gerçekten faydası olacak mı?" gibi soruların aklımızdan geçmesi oldukça doğal.


Aynı anda hem korku hem umut hissedebiliriz.


Belirsizlik pek çoğumuz için kolay taşınan bir duygu değil. Beynimiz doğal olarak bildiği yerde kalmak ister. Çünkü tanıdık olan, çoğu zaman daha güvenli hissettirir. Yani, değişim ihtimali umut verici olduğu kadar biraz korkutucu da olabilir. Her ne kadar bize iyi gelecek bir şeye doğru ilerlediğimizi bilsek bile hem heyecanlanıp hem de kaygı hissedebiliriz. Günlük yaşamımızda birçok yerde olduğu gibi terapiye başlarken de iki farklı duyguyu aynı anda taşımamız mümkündür. Değişim istemek ile değişimden korkmak birbirine zıt gibi görünse de, çoğu zaman aynı anda var olabilir.


Peki terapiye başlarken en önemli şey nedir?


Bence burada en önemli olan şey, terapiye başlarken içinizden kalbinizden gelen o samimi niyeti fark edebilmek ve o niyet size eşlik ederken ilk adımı atabilmektir.

Belki kendinize karşı daha şefkatli olabilmek için…

Belki ilişkinizde kendinizi daha rahat ifade edebilmek için…

Belki ailenizle daha sağlıklı bağlar kurabilmek için…

Belki çocuğunuza olmak istediğiniz ebeveyn olabilmek için…

Belki kaygılarınızın hayatınızı yönetmesine izin vermemek için…

Belki de sadece daha iyi hissetmek değil, kendiniz için daha anlamlı bir yaşam kurabilmek için…

Herkesin terapiye başlama nedeni farklıdır ve o nedeni en iyi yine siz bilirsiniz.


İlk terapi seansı nasıl geçer?


Bu yazıyı okurken aklınızdan "Peki ilk seansta ne olacak?" sorusu geçmiş olabilir. İlk terapi seansında her şeyi anlatmak zorunda değilsiniz. Nereden başlayacağınızı bilmemeniz de son derece normaldir. İlk seans, çoğu zaman terapistinizle birbirinizi tanıdığınız, sizi terapiye getiren süreci anlamaya çalıştığınız ve birlikte nasıl ilerleyeceğinize dair bir yol haritası oluşturduğunuz bir görüşmedir. Mükemmel cümleler kurmanız ya da her şeyi sıraya koymanız beklenmez. Olduğunuz hâlinizle gelmeniz yeterlidir.


Son olarak…


Burada en çok bilinmesini istediğim şey şu:

Terapiye başlamadan önce kaygı hissetmeniz, hazır olmadığınız anlamına gelmez. Kaygının varlığı, yanlış yolda olduğunuzu da göstermez. Bazen tam tersine, kaygı sizin için gerçekten önemli olan bir şeye yaklaştığınızın işareti olabilir.


Eğer uzun zamandır terapiye başlamayı düşünüyor ancak ilk adımı atmakta zorlanıyorsanız, bunun oldukça anlaşılır bir deneyim olduğunu bilmenizi isterim. Süreç hakkında aklınıza takılan soruları konuşmak ya da birlikte ilk adımı planlamak isterseniz, bana her zaman ulaşabilirsiniz.



Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page